|
ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ
KİMYA BÖLÜMÜ
Doç. Dr. Ahmet UYANIK'a teşekkür ederiz.
AKTİF KARBON
Yaygın olarak kullanılan endüstriyel
adsorbanlar arasında çevre kirliliğini kontrol amacıyla, şu anda kullanılan
adsorbanların en önemlisi, yüksek gözenekliliğe sahip aktif karbonlardır
. Ticari olarak aktif karbonlar, odun, turba, linyit, kömür, mangal
kömürü, kemik, Hindistan cevizi kabuğu, pirinç kabuğu, fındık kabuğu ve yağ
ürünlerinden elde edilen karbonların çeşitli işlemlerden geçirilerek aktive
edilmesiyle elde edilirler.
1900’ lü yılların başında, şu anki aktif karbon üretiminin temelini oluşturan
patentler yayınlanmıştır. Bu patentler, bugün bile hala geçerli olan aktif
karbon üretiminin iki temel prensibini açıklamaktadır. Bunlar kimyasal
aktivasyon ve gaz aktivasyonudur. 1920 yılından sonra, ilk olarak, aktif kömür
su arıtılmasında kullanılmaya başlanmış, fakat yaygın bir kullanım
sağlanamamıştır. Ancak, 1927 yılında Almanya’da içme suyundaki klorofenol kokusu
büyük problem yarattığından, şehir suyunun hazırlanması sırasında aktif karbon
kullanımı da büyük önem kazanmıştır. Aktif karbon, 1929 yılında Hamm Water
Works’da granüler formda, bundan bağımsız olarak 1930’da Harrison tarafından
Michigan Bay City’de, yine 1929 yılında Spalding tarafından içme suyundaki
kokuların uzaklaştırılması amacıyla toz halinde kullanılmıştır. 1932 yılına
gelindiğinde Amerika’da 400 fabrika, 1943 yılında ise yaklaşık 1200 fabrika
istenmeyen kokuların kontrolünde aktif karbonu kullanmıştır.
Aktif Karbon’un Genel Özellikleri
Aktif karbon, büyük kristal formu ve oldukça geniş iç gözenek yapısı ile
karbonlu adsorbanlar ailesini tanımlamada kullanılan genel bir terimdir. Aktif
karbonlar, insan sağlığına zararsız, kullanışlı ürünler olup, oldukça yüksek bir
gözenekliliğe ve iç yüzey alanına sahiptirler (5). Aktif
karbonlar, çözeltideki molekül ve iyonları gözenekleri vasıtasıyla iç
yüzeylerine doğru çekebilirler ve bu yüzden adsorban olarak adlandırılırlar.
Yüzey Alanı
Aktif karbonun iç yüzeyi(aktifleştirilmiş yüzey) çoğunlukla BET yüzeyi
olarak (m2/g) ifade edilir. Yüzey alanı azot (N2) gazı
kullanılarak ölçülür. Su arıtımında kullanılan aktif karbon taneciklerinin iç
yüzey alanının yaklaşık 1000 m2/g olması istenmektedir. Kirlilik
oluşturan maddeler, aktif karbonun yüzeyinde tutulacağından, yüzey alanının
büyüklüğü kirliliklerin giderilmesinde oldukça etkili bir faktördür. Prensip
olarak, yüzey alanı ne kadar büyükse, adsorpsiyon merkezlerinin sayısının da o
kadar büyük olduğu düşünülür. Literatürde bulunan aktif karbonun yüzey alanı ve
gözenek sistemi ile ilgili sayısal değerler aşağıda verilmiştir;
Aktif karbonun yüzey alanı ve gözenek sistemi ile ilgili
sayısal değerler.
|
|
400-1600 m2/g (BET N2) |
|
Gözenek
hacmi: |
>30 m3/100g |
|
Gözenek
genişliği: |
0,3 nm-1000 nm |
Karbon taneciğinin yüzeyi gaz, sıvı ve katı maddeleri çeker ve yüzeyde ince bir
film tabakası oluşturur, yani adsorbe eder. Aktif karbonun adsorban olarak
tercih edilmesinin başlıca iki nedeni vardır. Bunlar;
1.
Belirli maddeleri çekebilmesi için çekici bir yüzeye,
2.
Fazla miktarda maddeyi tutabilmesi için geniş bir
yüzeye sahip olmasıdır.
Gözenek Büyüklüğü
Kirliliğin giderilmesinde etkili olan diğer bir parametre de gözenek
büyüklüğüdür. Gözenek büyüklüğünün belirlenmesi, karbonun özelliklerinin
anlaşılmasında oldukça kullanışlı bir yöntemdir. Gözenekler silindirik veya
konik şeklinde olabilir. Aktif karbonun gözenek yapısını gösteren ve Taramalı
Elektron Mikroskobu ile çekilen fotoğraf aşağıda verilmiştir.
Şekil 1: Aktif karbonun gözenek yapısı. Fotoğraf TEM
ile alınmıştır.
Adsorpsiyon için gözenek yapısı, toplam iç yüzeyden daha önemli bir
parametredir. Gözeneklerin büyüklükleri, uzaklaştırılacak olan kirliliklerin
tanecik çaplarına uygun olmalıdır. Çünkü, karbon ve adsorplanan moleküller
arasındaki çekim kuvveti, molekül büyüklüğü gözeneklere yakın olan moleküller
arasında daha büyüktür.
The International Union of Pure
and Applied Chemistry (IUPAC) adsorbanlar için gözenek büyüklüğünü yarıçaplarına
göre dörde ayırmıştır;
1.
Makro gözenekler(r
> 25 nm)
2.
Mezo gözenekler (1
< r
< 25 nm)
3.
Mikro gözenekler(0,4
< r
< 1 nm)
4.
Submikro gözenekler(r
< 0,4 nm) olarak
sınıflandırılabilirler.(Şekil 2)

Şekil 2: Şematik olarak aktif karbon modeli
Adsorpsiyon ve desorpsiyon için önemli olan aktif karbon gözenek sistemi, Şekil
2 de şematik olarak gösterilmiştir. Mikro gözenekler iç yüzeyin önemli bir
kısmını teşkil ederler (~%95). Makro gözenekler ise adsorpsiyon için nispeten
önemli olmamakla birlikte, ancak mikro gözeneklere doğru difüzyonun hızlı olması
için iletici olarak gereklidirler(6). Makro gözenekler molekülün
aktif karbon içerisine girmesini, mezo gözenekler daha iç bölgelere doğru
taşınmasını sağlarken, mikro gözenekler ise adsorpsiyon olayı için
kullanılırlar.
Aktif Karbon Türleri
Atık su işlemleri
için günümüzde kullanılan en iyi aktif karbonlar çeşitli kömürlerden ve doğal
materyallerden elde edilir. Bunlar: taş kömürü, mangal kömürü, turba, linyit,
odun, kemik; Hindistan cevizi, fındık ve pirinç kabuğu; meyve çekirdekleri ve
yağ ürünleridir. Bu materyallerden elde edilen aktif karbonlar genellikle sert
ve yoğundur. Suda bozunmadan uzun süre kullanılabilirler. Aktif karbonlar
değişik özelliklere sahip şekillerde üretilebilirler. Bunlar;
1. Toz halindeki aktif karbonlar,
2. Granüle aktif karbonlar,
3. Pelet halindeki aktif
karbonlardır.,
Karbonun kimyasal aktivasyonu sonucu, toz haldeki aktif karbonlar elde
edilirler. Bu karbonlar, günümüzde atık suların temizlenmesi işlemlerinde en çok
kullanılan aktif karbonlardır. Gaz aktivasyonu ile yapılan granüle ürünler ve
peletler daha ziyade gazların saflaştırılmasında kullanılırlar. Ancak granüle
haldeki aktif karbonların da atık su işleme sistemlerinde oldukça iyi sonuçlar
verdiği belirtilmektedir. Granüle ve toz haldeki aktif karbonlar organik ve
inorganik maddelerin uzaklaştırılmasında mükemmel sonuçlar vermektedir. Bu aktif
karbonlar biyolojik olarak işlem görmüş atık suları ve organik kaynaklı
endüstriyel atıklar içeren atık suları temizlemek için de yıllardır
kullanılmaktadır.
Aktivasyon Teknikleri
Aktif karbon üretimi için, karbonca fakir olmayan tüm maddeler, çeşitli
aktifleştirme yöntemleriyle aktifleştirilerek kullanılabilirler. Bu
aktifleştirme yöntemleri kimyasal aktivasyon ve gaz aktivasyonu olmak üzere
ikiye ayrılır.
Kimyasal Aktivasyon
Bu teknik genellikle turba ve odun temel kaynaklı çiğ materyallerin
aktivasyonu için kullanılır. Çiğ materyal çinko klorür, fosforik asit veya
potasyum hidroksit ile doyurulur. Daha sonra karbonu aktive etmek için 500-800
°C sıcaklığa
kadar ısıtılır. Aktive edilen karbon yıkanır, kurutulur ve öğütülerek toz haline
getirilir. Kimyasal aktivasyon sonucu oluşturulan aktif karbonlar, genellikle
büyük moleküllerin adsorpsiyonu için kullanılırlar ve oldukça geniş gözenek
yapısı sergilerler.
Gaz Aktivasyonu
Bu aktivasyon tekniği genellikle kömür ve meyve kabuklarının aktivasyonunda
kullanılır. Çiğ materyal öncelikle karbonizasyon olarak adlandırılan ısıl bir
işleme tabi tutulur. Bu işlem gözenekleri küçük olan karbonlu bir ürün
oluşmasına yardımcı olur. Daha sonra bir inert gaz atmosferinde ve 800-1100°C
sıcaklık aralığında aktivasyon işlemi gerçekleştirilir. Böylece, başlangıçta
karbonizasyon ile oluşturulan ara materyal, aşağıda verilen su-gaz reaksiyonu
ile gaz fazına dönüştürülerek mevcut gözenekler genişletilir ve sayıları
artırılır.
C + H20
® CO + H2
-175,440 kJ/(kg mol)
Bu
reaksiyon endotermiktir ve reaksiyon için gereken ısı, kısmen oluşan CO ve H2’nin
yanması ile korunur.
2CO + O2
® 2CO2
+ 393,790 kJ/(kg mol)
2H2 + O2
® 2H2O
+ 396,650 kJ/(kg mol)
Elde edilen aktif karbon sınıflandırılır ve elenip tozu giderilerek kullanıma
hazır hale getirilir. Gaz aktivasyonu ile elde edilen aktif karbonlar da
kimyasal aktivasyondan elde edilenler gibi iyi bir gözenek yapısı sergilerler.
Hem sıvı hem de gaz fazdan molekül ve iyonların adsorpsiyonu için etkin bir
şekilde kullanılırlar.
ADSORPSİYON
Adsorpsiyon, bir yüzey veya ara kesit üzerinde
bir maddenin birikmesi ve derişiminin artması olarak tanımlanmaktadır(7).
Tanımda kullanılan ara yüzey bir sıvı ile bir gaz, katı veya bir başka sıvı
arasındaki temas yüzeyi olabilir. Başka bir tanımlama ile adsorpsiyon, yüzeye
saldırma kuvvetlerinden dolayı moleküllerin yüzeye yapışması olayıdır.
Çözünmüş bir bileşiğin aktif karbon tarafından adsorpsiyonu üç adımda
gerçekleştiği belirtilmektedir ;
1. Adsorbanın dış yüzeyine
adsorplanan maddenin taşınması,
2. Dış yüzeyde oluşan adsorpsiyonun küçük bir miktarı hariç,
karbonun gözeneklerine adsorplanan maddenin difüzyonu,
3. Adsorbanın iç yüzeylerinde
çözeltinin adsorpsiyonu.
Yine başka bir kaynakta adsorbsiyon üç temel
adımda oluştuğu belirtilmektedir. Bu adımlar;
a) Film difüzyonu: Adsorplanacak olan çözünen moleküller
karbon partiküllerinin içine girerek yüzey filmi oluştururlar.
b) Gözenek difüzyonu: Karbon gözeneklerinden, adsorpsiyon
merkezine çözünen moleküllerin göçünü içerir.
c) Karbon Yüzeylerine Çözünen Moleküllerin Yapışması: Çözünen
molekül, karbon gözenek yüzeyine bağlandığında tutunma meydana gelir.
Adsorpsiyon Çeşitleri
Aktif karbon üzerinde meydana gelen adsorpsiyonun üç farklı süreçte
olabileceği belirtilmektedir (9).
Fiziksel Adsorpsiyon
Eğer adsorpsiyon bir yüzeydeki dengelenmemiş Van Der Waals
kuvvetleri yardımıyla gerçekleşiyorsa, buna fiziksel adsorpsiyon denir. Bu tip
adsorpsiyon termodinamik anlamda tersinirdir. Düşük adsorpsiyon ısısı ile
karakterize edilir ve adsorpsiyonun derecesi sıcaklık yükseldikçe azalır.
Kimyasal Adsorpsiyon
Yüzey moleküllerinin değerlik kuvvetleri nedeniyle yüzey üzerinde
adsorplanan maddenin monomoleküler tabakası ile bir kimyasal bağın oluşmasından
kaynaklanır. Adsorpsiyon yüksek sıcaklık gerektirir ve termodinamik anlamda
tersinir değildir. Sıcaklık çok yükselirse fiziksel adsorpsiyon olayı kimyasal
adsorpsiyona dönüşebilir (10).
Elektrostatik Adsorpsiyon
Aktif karbon üzerine çözeltilerin adsorplanmasından sorumlu elektriksel
çekim kuvvetlerinin etkisi olarak tanımlanır. Ayrıca negatif yüklü karbon
partikülleri ile pozitif yüklü adsorplanan moleküller veya iyonlar arasındaki
elektriksel çekim difüzyon sırasında ortaya çıkan engelleri azaltır ve bu yüzden
de adsorpsiyonun verimliliğini artırır.
Adsorbanın Geri Kazanılması
Adsorban yüzeyine moleküller adsorplandıkça yeni moleküllerin adsorpsiyonu
için daha az yer kalır ve sonuçta adsorban etkin adsorpsiyon özelliğini
kaybeder. Adsorbana etkin adsorpsiyon özelliğini yeniden kazandırma işlemine
‘‘geri kazanım’’ denir. Aktif karbonun fiziksel kuvveti geri kazanım süreci
boyunca dayanabilecek büyüklükte olmalıdır. Ancak zamanla ısısal yayılma,
büzülme ve nihayet yapının parçalanması nedeniyle az bir miktar aktif karbon
kaybolur veya oksitlenir.
Katı Faz Üzerinde Adsorpsiyon Desorpsiyon İşlemleri
Adsorpsiyon, yapılan diğer tanımların yanı sıra, bir katı adsorbanın
bağlı yüzeyinde adsorplanmak suretiyle çözünen maddelerin zenginleştirilmesidir.
Aktif merkez olarak adlandırılan adsorbanın yüzeyi üzerinde yer alan atomlar
arasındaki bağ kuvvetleri tamamen doyurulmamıştır. Bu aktif merkezlerde
yabancı moleküllerin adsorpsiyonu yer alır. Adsorban üzerinde adsorplanmış
bir madde, kendisine oranla daha şiddetle adsorplanan bir madde tarafından
yer değiştirir. Yer değiştiren madde karbon tarafından desorplanır veya
serbest bırakılır. Bu olay daha çok tercih edilen türlerin adsorpsiyonu
boyunca devam eder. Kimyasal adsorpsiyon, adsorplanan maddenin fonksiyonel
gruplarından dolayı oluşur ve adsorban kararlı bir bağ oluşturmak için
etkileşir. Desorpsiyon olayı, kimyasal olarak adsorplanan maddelerden
daha çok fiziksel olarak adsorplanan maddeler için daha uygundur. Katı
faz üzerindeki adsorpsiyon ve desorpsiyon işlemleri Şekil 3 de şematik
olarak gösterilmiştir.

Şekil 3: Katı faz üzerinde adsorpsiyon
ve desorpsiyon işlemleri
|